30’ lu Yaşlarda Başarı İçin 10 Hayat Dersi ( 2. Bölüm )

0

<- 1. Bölüm

4. Değer Verdiğiniz İnsanlara İyi Davranın

“Arkadaşlarınıza vakit ayırın, onların yanında olun. Siz önemlisiniz ve onların yanında olmanız da bir o kadar önemli.”(Janset, 40)

Hayatımıza soktuğumuz insanlar için keskin sınırlar çizmenin dışında okurlarımdan en çok gelen tavsiyelerden biri de hayatımızda tutmaya karar verdiğimiz arkadaş ve aile bireyleri için zaman ayırmak üzerineydi.

“Sanırım hayatımdaki bazı ilişkilerin kıymetini bilemedim. Bir insan hayatınızdan çıktığında onu geri döndürmenin bir yolu yok. Ne yazık ki yaşlandıkça hayatınızda bazı şeyler yaşıyorsunuz ve bu yaşadıklarınız en yakınınızdaki insanları etkiliyor.”(Emre, 45)

“Size yakın olan insanlara değer verin. Parayı tekrar kazanabilirsiniz, yeni bir iş bulabilirsiniz ama zamanı asla geri alamazsınız.”(Aynur, 41)

“Trajik olaylar herkes için, herkesin ailesi ve arkadaşları için hayatın bir parçası. Trajik olaylar yaşandığında insanların güvenebileceği kişi olun. 30 ve 40 arasındaki 10 sene sizin ya da sevdiğiniz birinin başına geleceğini hiç düşünmediğiniz kötü olayların kendini gösterdiği bir dönem. Ebeveyn ölümü, partner ölümü, düşük yapmak, boşanma, aldatma… liste uzayıp gider. Bir insan bu tarz kötü olayları yaşarken onun yanında olarak, onu dinleyerek ve yargılamayarak yardım etmek gerçek bir erdem. Bu tür süreçler aranızdaki ilişkiyi muhtemelen aklınıza dahi gelmeyecek şekillerde güçlendirecektir.”(Rana, 40)

4. Her Şeye Sahip Olamazsınız: Birkaç Şeyi Çok İyi Yapmaya Odaklanın

“Hayat bir şeyleri seçerken başka şeylerden vazgeçmek üzerine kuruludur. Bu gerçeği kabullenin.”(Emine, 60)

20’li yaşlardayken birçok şeyin hayalini kurarız. Çok fazla zamanımız olduğunu sanırız. Mesela ben kurduğum bu sitenin kariyerim boyunca yapacağım birkaç şeyin ilki olduğu hakkında bir düşünceye sahiptim. Tabi o zamanlar bu işte yetkin olabilmek için neredeyse bir 10 seneye ihtiyacım olduğunu bilmiyordum. Şimdi ise bu işte yetkinim, bu durum benim için çok büyük bir avantaj ve yaptığım işi seviyorum. Sahip olduğum şeyden başka bir kariyer için neden vazgeçeyim?

“Tek kelime: odaklanın. Eğer tek bir şeye odaklanır ve onu iyi yapmak için çalışırsanız çok daha üretken olursunuz. Daha çok odaklanın.”(Erdal, 49)

Bir okurum, “Şimdiki aklım olsa bir ya da iki tane amaç/hayal üzerine yoğunlaşır ve onlar için sıkı çalışırdım. Dikkatinizi çok dağıtmayın.” demiş. Bir diğeri ise, “Her şeyi yapamayacağınızı kabullenmeniz gerekiyor. Hayatta değerli bir şeyi başarabilmek için gerçekten çok fazla fedakarlıkta bulunmak gerekiyor.” diye belirtmiş.

Bazı okuyucularımın altını çizdiği bir konu birçok insanın kariyer hedeflerini daha çok gençken ya da 20’li yaşlarının başında gelişigüzel belirledikleri. Bu yaşlarda hakkında karar aldığımız birçok diğer konu gibi, takip etmeyi seçtiğimiz kariyer hedefleri de genellikle yanlış olabiliyor. İyi olduğumuz ve yapmaktan hoşlandığımız şeyleri bulmak ise aslında yıllarımızı alıyor. İyi olduğumuz başlıca konulara odaklanmak ve hayatımız boyunca onları daha da iyileştirmeye çalışmak, herhangi başka bir şeyi yarım yamalak yapmaktan çok daha akıllıca olur.

“30 yaşındaki halime diğer insanların düşündüklerini bir kenara bırakmasını, iyi becerdiği ve tutkunu olduğu şeyleri bulmasını ve hayatını bunlar etrafında şekillendirmesini söylerdim.”(Semra, 58)

Bazı insanlar için bu risk almak demektir -30 yaş ve üstü olsalar dahi. Bazı insanlar için böyle bir düşüncenin peşine düşmek 10 senedir uğruna saatler harcadıkları, zar zor kazandıkları parayı yatırdıkları ve zamanla alıştıkları bir kariyeri çöpe atmak demek olabilir. Bu da bizi bir sonraki tavsiyeye yönlendiriyor…

6. Risk Almaktan Korkmayın, Değişmek İçin Hala Zamanınız Var

Birçok insan 30’lu yaşlarına geldiğinde kariyerlerini bir düzene sokmuş olmaları gerektiğini düşünürler. Oysa tekrar başlamak için hiçbir zaman çok geç değildir. Tanıdıklarım arasında 30’lu yaşlarında en çok pişmanlığa sahip olan kişiler o noktaya genelde içlerine sinmese de yaptıkları şeyi yapmaya devam ettikleri için gelmişler. Bu 10 sene gerçekten çok hızlı geçiyor, haftalar aylara aylar da yıllara dönüşüyor; bir gün uyanıp görüyorsunuz ki 40 yaşına gelmişsiniz ve 10 sene önce fark ettiğiniz ama düzeltmek için hiçbir aksiyon almadığınız problemler yüzünden orta yaş krizi yaşıyorsunuz.” (Rıfat, 41)

“En büyük pişmanlıklarım özellikle yapmadığım şeyler hakkında.”(Semih, 47)

Birçok okurumun altını çizdiği bir başka nokta ise toplumun insanlara 30’lu yaşlarına geldiklerinde hayatlarıyla ilgili birçok şeyi oturtmuş olmaları gerektiğini söylediği; kariyer, ilişki ya da evlilik, finansal durum vs. Ama bu doğru değil. Ve aslına bakılırsa birçok okuyucum risk almak ve yeniden başlamak için toplumsal beklentilere bel bağlamamanız gerektiğini söylemiş. Biri Facebook sayfama şöyle yazmış, “Bütün yetişkinler bu konuyu oluruna bırakmış durumda.”

“41 yaşına girmek üzereyim ve 30 yaşındaki halime inanmadığı bir ideal için hayatını şekillendirmemesi gerektiğini söylerdim. Hayatını yaşa, hayatın seni yaşamasına izin verme. Eğer yapmak zorundaysan her şeyi yerle bir etmekten korkma. Her şeyi yeniden kurmak için yeteri kadar güçlüsün.”(Leyla, 41)

Birçok okurum 30’lu yaşlarında kariyerleriyle ilgili çok büyük değişiklikler yaptıklarını ve radikal kararlar almanın onlara çok daha iyi geldiğini yazmışlar. Biri oldukça kazançlı olan askeri mühendislik pozisyonundan ayrılıp öğretmen olmuş. 20 yıl sonra, aldığı bu kararın hayatında yaptığı en iyi şey olduğunu söylüyor. Anneme bu soruyu sorduğumda verdiği cevap şu oldu: “Keşke kalıpların dışında düşünmek için biraz daha hevesli olsaydım. Babanla düşündüğümüz şey A şeyini sonra B şeyini sonra C şeyini yapmamız gerektiğiydi. Şimdi geriye dönüp bakınca aslında olaylara bu şekilde yaklaşmasak da olurmuş diye düşünüyorum; düşüncelerimiz ve hayat tarzımız konusunda oldukça sığ davranmışız. Bu konuda bazı pişmanlıklarım var.”

“Daha az korku. Daha az korku. Daha az korku. Seneye 50 yaşına basacağım, ve daha bunu yeni öğreniyorum. 30 yaşındayken korku hayatımı şekillendiren zararlı bir güçtü. Evliliğimi, kariyerimi ve kendime duyduğum saygısı çok kötü yönde etkiledi. Diğer insanların hakkımda konuşuyor olabilecekleri şeyleri, başarısız olacağımı ve sonucun ne olacağı hakkında çok fazla düşünüyordum. Bu şekilde davranarak kendime karşı büyük bir suç işledim. Zamanı geri alabilsem daha fazla risk alırdım.”(Ayşe, 49)

<- 1. Bölüm

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

30’ lu Yaşlarda Başarı İçin 10 Hayat Dersi ( 1. Bölüm )

0

Birkaç hafta önce 30 yaşına bastım. Doğum günüme sayılı günler kala 20’li yaşlarımda öğrendiğim şeylerle ilgili bir blog yazısı hazırladım.

Ama bu sefer farklı bir şey yapmak istedim. Abonelerime birer e-posta gönderip 37 yaş ve üstü okurlarıma 30 yaşındaki hallerine ne gibi tavsiyeler verirlerdi diye sordum. Amacım yaşça büyük okurlarımı hayat deneyimi konusunda kaynak olarak kullanmak ve onların kolektif bilgeliğini temel alarak yeni bir yazı hazırlamaktı.

Sonuç muhteşem oldu. Çoğu 1 sayfadan uzun 600’ün üzerinde cevap aldım. Hepsini okumak dolu dolu 3 günümü aldı. Okurlarımın içgörü kabiliyeti karşısında ise çok şaşkınım.

Bu yüzden öncelikle, bu yazıyı hazırlarken katkıda bulunan ve bana yardımcı olan herkese içtenlikte teşekkür etmek istiyorum. E-postaları okurken beni en çok şaşırtan şey bazı tavsiyelerin sürekli kendini tekrarlamasıydı. Aynı 5-6 tavsiye yüzlerce e-postanın içinde farklı şekillerde de olsa kendini gösteriyordu. Görünüşe bakılırsa hayatınızın bu dönemi için özellikle geçerli olan bazı temel tavsiyeler var.

600 e-postanın içinde kendini en çok gösteren 10 tavsiyeyi sizin için derledim. Yazının çok büyük bir kısmı okurlarımın e-postalarından yaptığım alıntılardan oluşuyor. Bazılarını anonim tuttum. Diğerleri ise yaş bilgisi içeriyor.

1. Emeklilik İçin Birikime Şimdiden Başlayın

“20’li yaşlarımı düşünmeden harcadım ama 30’lu yaşlar finansal konularda çaba göstermek için harcanmalı. Emeklilik planı ertelenebilecek bir konu değil. Artık sorumluluk almaya başladığınıza göre sigorta, yatırım, bireysel emeklilik, ev kredisi gibi sıkıcı konuları anlayabilmek önemli. Kendinizi bu konularda eğitin.” (Kadir, 41)

En yaygın tavsiye -o kadar yaygın ki neredeyse bütün e-postalar bu konuya değinmişti-  finansal konuları düzene sokmak ve emeklilik için şimdiden birikim yapmaya başlamak hakkındaydı.

Bu tavsiyenin kendini gösterdiği birkaç farklı kategori var:

● Bütün borçlarınızı en kısa zamanda ödemeyi öncelik haline getirin.
● “Acil durum” fonu oluşturun. – Sağlık sorunları, davalar, boşanmalar, kötü iş anlaşmaları vb. şeyler yüzünden finansal olarak yıkıma uğrayan insanlar hakkında bir sürü korku hikayesi vardı.
● Maaşınızın bir kısmını gelecek için kenara ayırın.
● Uçarı harcamalar yapmayın. Faiz oranları uygun bir kredi çekemiyorsanız ev almaya kalkışmayın.
● Anlamadığınız hiçbir konuda yatırım yapmayın. Borsa simsarlarına güvenmeyin.

Bir okurum, “Yıllık brüt kazancınızın %10’undan fazla bir borcunuz varsa bu durum tehlikeye işaret ediyor. Harcamayı bırakın, borcunuzu ödeyin ve birikim yapmaya başlayın.” gibi bir tavsiyede bulunmuş. Diğer bir okurum ise, “Şimdiki aklım olsa acil durum hesabım için daha fazla para ayırırdım çünkü beklenmedik harcamalar bütçemi altüst etti. Emeklilik fonum konusunda ise daha dikkatli davranırdım çünkü şimdi aldığım para bana yetmiyor.” yazmış.

30’lu yaşlarda birikim yapmadıkları için şimdi çok kötü durumda olan okurlar da vardı. Can isimli bir okurum 30 yaşından itibaren maaşının %10’unu birikim için ayırmadığı için bin pişman. Kariyerinde işler planladığından kötüye gitmiş ve şimdi 57 yaşında olmasına rağmen maaştan maaşa yaşıyor. 62 yaşındaki bir başka okurum zamanında kocası ondan daha fazla kazandığı için birikim yapmamış ama daha sonra boşanmışlar. Takip eden süre içerisinde birçok sağlık sorunuyla karşılaşmış ve boşanma anlaşmasından aldığı tüm parayı harcamak zorunda kalmış. Şimdi o da maaştan maaşa yaşıyor ve sosyal sigortasının devreye girmesini bekliyor. Bir diğeri ise birikim yapmadığı ve 2008 krizinde beklenmedik bir şekilde işini kaybettiği için finansal olarak oğluna bağlı yaşadığını söylemiş.

Aktarılmak istenen şey çok açık: birikim yapmaya erkenden başlayın ve biriktirebildiğiniz kadar para biriktirin. Bir okurum 30’lu yaşlarındayken iki çocuğu olmasına ve düşük maaşlı işlerde çalışmasına rağmen her yıl emeklilik fonu için bir miktar para ayırabilmeyi başarmış. Erken başlayıp bilinçli yatırım yaptığı için şimdi 50’li yaşlarında ve hayatında ilk defa finansal olarak güvence altında. Söylemeye çalıştığı şey: Birim her zaman mümkün. Yalnızca biriktirin yeter.

2. Sağlığınıza Dikkat Edin
“Beyniniz yaşlılığı kabul etmeye vücudunuzdan 10-15 sene daha geç başlıyor. Sağlığınız sandığınızdan daha çabuk bozulmalara uğrayacak ve bunu kabullenmek istemediğinizden dolayı durumu fark etmeniz zaman alacak.” (Tamer, 55)

Sağlığımıza dikkat etmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz. Hepimiz daha iyi beslenmemiz, daha iyi bir uyku düzenine sahip olmamız ve egzersiz yapmamız gerektiğinin farkındayız. Ama emeklilik birikimi konusunda olduğu gibi yaşça büyük okurlarım bu konunun da altını çiziyor: Sağlıklı olmaya şimdiden başlayın ve sağlıklı kalın.

Bunu o kadar çok insan söylemiş ki kimseden özel olarak alıntı yapmama gerek yok. Herkesin dikkat çektiği konu aynıydı: Vücudunuza ettiğiniz muamelenin kümülatif bir etkisi var; vücudunuz birden bozulma yaşamaz, siz farkına varmadan senelerdir bozulma yaşıyor zaten. 30’lu yaşlar bu bozulmayı yavaşlatmanın zamanı.

Bu tavsiye annenizin size sebze yemenizi söylemesi kadar masum değil. Bu konuya dikkat çeken insanlar kanser, kalp krizi, felç, diyabet, tansiyon, eklem problemleri ve kronik ağrılar gibi sağlık problemleri yaşamış olan insanlar. Hepsinin söylediği şey aynı: “Eğer geriye gidebilsem daha sağlıklı beslenir, spor yapar ve hiç durmazdım. O zamanlar bir sürü bahane üretiyordum ama sonra olacaklardan habersizdim.”

3. Size İyi Davranmayan İnsanlarla Zaman Harcamayın

“Hayatınıza değer katmayan insanlara, aktivitelere ve mecburiyetlere ‘hayır’ demeyi öğrenin.” (Hülya, 37)

Sağlık ve finansal durum hakkındaki tavsiyelerden sonraki en popüler tavsiye biraz da olsa ilginç: Hayatlarınızda daha keskin sınırlar çizin ve zamanınızı daha iyi insanlara ayırın.

“Sağlıklı sınırlar çizmek kendinize ya da bir başkasına yapabileceğiniz iyi şeylerden biri.” (Kardelen, 43)

Peki bu ne anlama geliyor?

“Size iyi davranmayan insanlara tolerans göstermeyin. Onlara finansal sebepler yüzünden tolerans göstermeyin. Olara duygusal sebepler yüzünden tolerans göstermeyin. Çocukların iyiliği için ya da sırf uyumlu olabilmek için onlara tolerans göstermeyin.” (Jale, 52)

“Vasat arkadaşlar, vasat iş, vasat aşk hayatı… Genel olarak vasat bir hayatın içine yerleşmeyin.” (Semih, 43)

“Sefil insanlardan uzak durun. Sefil insanlar sizi tüketirler.” (Gizem, 43)

“Etrafınızı sizi daha iyi bir insan yapan, sizi seven ve kabul eden kişilerle çevirin. Yalnızca böyle insanlarla ilişkiler kurun.” (Aysel)

İnsanların kişisel sınırlarla sorun yaşamasının tipik sebebi başka insanlara zarar vermekten çekinmeleri, karşılarındaki insanı değiştirmek için duydukları yoğun istek ya da onlara kendilerine davranılmasını istedikleri gibi davranmalarıdır. Bu şekilde davranmak hiçbir zaman işe yaramaz. Hatta çoğu zaman işleri daha da kötüleştirdiği bile olmuştur. Bir okurumun da dediği gibi, “ Bencil olmak ve kendi menfaatini gözetmek birbirinden farklı kavramlardır. Bazen kibar olabilmek için acımasızca davranmanız gerekir.”

20’li yaşlarınızdayken dünya fırsatlarla doludur ama biz o kadar genç ve deneyimsizizdir ki tanıştığımız insanlara dört elle sarılırız – bunu hak edecek hiçbir şey yapmamış olsalar bile. Ama 30’lu yaşlarımıza eriştiğimizde iyi ilişkilerin sahip olması zor şeyler olduğunu, tanışacağımız ve arkadaş olacağımız insanların sayısında bir kısıtlama olmadığını ve bize hiçbir şey katmayan insanlarla vakit öldürmenin gereksiz olduğunu öğreniriz. ( 1. Bölüm Sonu )

2. Bölüm ->

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Mutluluk Nedir ? Mutlu Olmaya Çalışmayın, Mutlu Olun !

0

1. Bölüm

Mutlu Olmaya Çalışmaktan Vazgeçin

Eğer etkileyici olmak için uğraşmanız gerekiyorsa, hiçbir zaman etkileyici olamayacaksınız. Eğer mutlu olmak için uğraşmanız gerekiyorsa, hiçbir zaman mutlu olamayacaksınız. Son zamanlarda herkesin yaşadığı problem de sanırım zaten bu; her şey için fazla fazla uğraşmak.

Mutluluk, diğer duygular gibi, elde edilen bir şey değil, deneyimlenen, yaşanan bir şeydir. Çok sinirlenip komşunun çocuğuna elinize geçen ne varsa fırlatırken aslında öfkenizin farkında değilsinizdir. Böyle anlarda kendi kendinize, “Sonunda öfkelenebildim mi? Bunu doğru mu yapıyorum acaba?” diye düşünmezsiniz. Tam tersine, öfkelendiğinizde intikam peşine düşersiniz. Öfke duygusunu tamamıyla içinizde yaşarsınız. Hatta, öfkenin kendisi olursunuz. Ve sonra hepsi geçer. Kendine güvenen bir insanın özgüvenini sorgulamadığı gibi, mutlu bir insan da mutlu olup olmadığını sorgulamaz. Basitçe mutluluğu yaşar.

Bu da demek oluyor ki mutluluk, kendi başına erişilebilen bir şey olmaktan ziyade, belirli süregelen hayat deneyimlerinin yan etkisidir. Bu ayrımı yapmakta çoğu zaman zorlanıyoruz çünkü günümüzde mutluluk sıkça kendi başına bir amaç olarak pazarlanıyor. X ürünün al, mutlu ol. Y hakkında bir şeyler öğren, mutlu ol. Oysa mutluluk satın alınabilen ya da erişilebilen bir şey değildir. Mutluluk kendi içimizde yaşadığımız, deneyimlediğimiz bir duygudur. Hayatınızdaki diğer şeyleri düzene koyduğunuzda bunu çok daha iyi anlayacaksınız.

Mutluluk ve Zevk Aynı Şey Değil

Birçok insan mutluluk ararken aslında farkında olmadan zevk peşine düşüyor: iyi yemek, daha çok seks, televizyon ve film izlemek için daha çok zaman, yeni bir araba, arkadaşlarla eğlence, vücut masajı, 10 kilo vermek, daha popüler olmak vb.

Evet, zevk mükemmel bir şey ama mutlulukla aynı şey değil. Mutlulukla ilintili bir şey olmasına rağmenzevk mutluluğa sebep olmaz. Yoldan geçen herhangi bir uyuşturucu bağımlısına zevk arayışlarının nasıl sonuçlandığını sorabilirsiniz. Partnerine ihanet edip ailesini parçalayan ve çocuklarını kaybeden kadına zevkin onu mutluluğa ulaştırıp ulaştırmadığını sorabilirsiniz. Ölümüne yemek yiyen adama zevkin peşinden koşmanın onu ne kadar mutlu ettiğini sorabilirsiniz.

Zevk sahte bir tanrı. Araştırmalara göre enerjilerini materyalist ve yüzeysel zevklere odaklayan insanların daha kaygılı, duygusal açıdan daha dengesiz ve uzun vadede daha az mutlu olduklarını gösteriyor. Zevk, hayata karşı memnuniyetin en yüzeysel hali ve bu yüzden de en kolayı. Zevk, bize pazarlanan bir şey. Zevk, hepimizin odaklandığı, kendimizi uyuşturmak ve dikkatimizi dağıtmak için kullandığımız şey. Ne kadar gerekli olursa olsun zevk yetersiz. Hayatta zevkten daha öte bir şey var.

Mutluluğu Bulmak için Beklentinizi Düşürmenize Gerek Yok

Son zamanlarda çok popüler olan bir rivayete göre herkesin gittikçe mutsuzlaşmaya başlamasının sebepleri arasında insanların aslında narsist olmaları, büyüyünce dünyayı değiştirecek özel insanlar olduklarına inandırılarak yetiştirilmeleri, ve kendilerininki dışında diğer tüm insanların hayatlarının harika olduğunu gösteren Facebook’u kullanmaları var. Bu gibi şeyler sonucunda kötü hissetmeye başlıyor ve nerede yanlış yaptığımızı sorguluyoruz. Ve tabii ki bu duyguların hepsini 23 yaşına kadar çoktan deneyimlemiş oluyoruz.

Üzgünüm ama hayır. İnsanlara bundan daha çok itibar etmemiz gerek.

Mesela, bir arkadaşım geçenlerde yüksek risk içeren bir ticari girişimde bulundu. Birikimlerinin büyük bir kısmını bu işi yürütmeye çalışırken kuruttu ama başarılı olamadı. Bu arkadaşım bugün daha önce olduğundan çok daha mutlu çünkü bir deneyim kazanmış oldu. Bu deneyim ona hayatta ne isteyip istemediğine dair bir ders verdi ve şuan sahip olduğu ve severek yaptığı işin önünü açtı. Geriye dönüp baktığında risk aldığı için gururlu hissediyor çünkü eğer bu konu hakkında hiçbir şey yapmamış olsaydı, hayatının geri kalanında, “Yapsaydım ne olurdu acaba?” diye hayıflanıp, herhangi başarısızlığın onu sokabileceğinden daha da derin bir mutsuzluğun içine sürüklenecekti.

Kendi beklentilerimizi karşılama konusunda başarısız olmak mutlu olmamızı engellemez. Aksine, başarısızlığa uğrayabilme kabiliyeti ve ne olursa olsun deneyimi takdirle karşılayabilme yetisi mutluluğun temel yapı taşlarını oluşturuyor.

Üniversiteden mezun olur olmaz yılda 500,000₺ kazanacağınızı ve hemen bir Porsche sahibi olacağınızı düşündüyseniz bu, başarı standartlarınızın çarpık ve yüzeysel olduğunu, zevk ve mutluluk kavramlarını birbirine karıştırdığınızı, ve hakikatin tokadını yediğinizde iyi bir hayat dersi alacağınızı gösteriyor.

“Düşük beklenti” argümanı da aslında yukarıdakine çok benzeyen “mutluluk yoktan var edilir,” düşüncesine kurban gidiyor. Hayatı keyifli kılan şey yılda 500,000₺ kazanca sahip olmak değil, bu kazanç için çalışmak, onu elde ettikten sonra da daha fazlasına ulaşmayı hedeflemek ve bu sürecin bu şekilde işleyerek devam etmesidir.

Diyeceğim o ki, beklentilerinizi yüksek tutun. Süreci uzun tutun. Mezara girdiğinizde bile elinizde kilometrelik bir yapılacaklar listesi olsun ve size bahşedilmiş sınırsız fırsat için gülümseyin. Kendiniz için gülünç standartlar oluşturun, sonra da kaçınılmaz başarısızlıkların tadını çıkarın. Başarısızlıklarınızdan ders alın. Başarısızlıkları sonuna kadar yaşayın. Bırakın yer yarılsın, etrafınızdaki kayalar paramparça olsun. Ancak bu sayede mükemmel şeylere ulaşabilirsiniz.

2.Bölüm

Mutluluk ve Pozitiflik Aynı Şey Değil

Muhtemelen ne olursa olsun her zaman delicesine mutlu gözüken birini tanıyorsunuzdur. Muhtemelen bu kişi tanıdığınız en işlevsiz insanlardan biridir. Negatif duyguları görmezden gelmek kişiyi daha da derin ve geciktirilmiş negatif duygulara ve duygusal işlevsizliğe sürükler.

Çok basit olan bir gerçeklik var: bazen kötü şeyler olur. İşler yolunda gitmez. İnsanlar bizi üzer. Hata yapılır ve sonucunda negatif duygular açığa çıkar. Bunda hiçbir sakınca yok. Negatif duygular kişinin hayatında istikrarlı bir mutluluk temelinin olması için gerekli ve sağlıklıdır.

Negatif duygularla baş etmenin iki yolu var:

  • Onları sosyal olarak kabul edilebilir ve sağlıklı bir üslupla ifade etmek.
  • İfade ederken kişisel değerlerinize saygı duymak.

Basit bir örnek: Kişisel değerlerimden biri şiddet uygulamamak diyelim. Bu yüzden birine sinirlendiğimde, öfkemi ifade ederim ama aynı zamanda onlara yumruk atmamaya özen gösteririm. Çok radikal bir düşünce, biliyorum. (Ama komşunun çocuğuna sinirlenirsem elime ne geçerse fırlatırım.)

“Her zaman pozitif ol” ideolojisinin peşinden giden çok fazla insan var. Bu dünyanın iflah olmaz bir çöplük olduğunu düşünen insanlardan uzak durduğunuz gibi bu insanlardan da uzak durun. Eğer mutluluk standardınız ne olursa olsun sürekli mutlu olmaksa, çok fazla çizgi film izlemişsiniz demektir. Sizin ihtiyacınız olan şey gerçekliğe ayak uydurmak (ama merak etmeyin size yumruk atmayacağım).

Pozitiflik obsesyonu cazibesinin bir kısmını bizi televizyonda sürekli gülen suratlar görmeye maruz bırakan pazarlama metodlarına ve kişisel gelişim endüstrisindeki insanların bizi hatanın başından beri bizde olduğuna ikna etmeyeçalışmasına borçlu.

Ya da belki biz tembelizdir ve her zaman olduğu gibi hiçbir uğraşın altına girmeden bir sonuca ulaşmak istiyoruzdur.

Şimdi mutluluğu aslında neyin tetiklediği konusuna gelelim…

Mutluluk İdeal Benliğinizi Elde Ederken Geçirdiğiniz Süreçtir

Bir maratonu tamamlamak bizi çikolatalı kek yemekten daha mutlu eder. Çocuk yetiştirmek bizi video oyunu oynamaktan daha mutlu eder. Arkadaşlarımızla küçük bir işe girmek ve para kazanmak içinçabalamak bizi yeni bir bilgisayar almaktan daha mutlu eder.

İşin komik olan kısmı da yukarıda bahsettiğimüç durumundan da fazlasıyla sevimsiz olması, yüksek beklenti gerektirmeleri ve potansiyel olarak bu beklentileri karşılamaya çalışırken sürekli başarısızlığa uğrayacak olmamız. Ama yine de, üçü de hayatımızın en anlamlı anlarından birkaçı. Üçü de acı dolu bir süreç, mücadele, hatta ve hatta öfke ve umutsuzluk içermesine rağmen, sonuca ulaştığınızda gözlerinizin dolmasına sebep olabilecek olaylar.

Peki neden?

Çünkü bu tür olaylar ideal benliğimize ulaşmamızda bize yardımcı olurlar. Bize mutluluk veren şey, yüzeysel zevk ve acılara ya da pozitif ve negatif duygulara aldırış etmeden ideal benliğimize ulaşmaya çalıştığımız bu süreçtir.

Bu yüzden bazı insanlar savaş sırasında bile mutluyken, bazıları düğünlerde bile mutsuz olabiliyor. Bu yüzden bazı insanlarçalışmak için can atarken, bazıları partilerden bile nefret ediyor. Bu insanların mutsuz olmasının sebebi ideal benliklerine uygun olmayan karakterözelliklerine sahip olmaları.

Sonuçlar ideal benliklerimizi tanımlamaya yetmez. Bizi mutlu eden şey maratonu bitirmek değil, uzun vadeli ve zorlu bir amacı yerine getirmektir. Özel olan şey gösteriş yapabileceğimiz bir çocuğa sahip olmak değil, bir başka insanı yetiştirmek için kendimizden bir şeyler verdiğimizi bilmektir. Sizi mutlu eden şey yeni işinizle birlikte gelen para ve prestij değil, tüm olanaksızlıkların üstesinden değer verdiğiniz insanlarla birlikte gelmektir.

İşte bu yüzden mutlu olmaya çalışmak kaçınılmaz bir şekilde sizi mutsuz edecektir. Mutlu olmayaçalışmak ideal benliğinize sahip olmadığınızı ve olmak istediğiniz insanın karakter özelliklerinizi taşımadığınızı gösterir. Çünkü eğer ideal benliğinize sahip olsaydınız, mutlu olmak için bu kadar uğraşma gereği hissetmezdiniz.

“Mutluluğu içimizde bulmak,” ve “yeterli olduğumuzu bilmek,” gibi cümlelere sırt dayamayın. Mutluluğun kendisi içimizde değil.İçinizde olan şeyin peşinden gitmeye karar verirseniz mutluluk bunun bir sonucu olarak kendini gösterecektir.

Mutluluk bu yüzden çok kısa süreli bir duygu. Sadece onlara ulaşabilmek için kendilerine çok büyük hedefler koyan ve hedeflerine ulaştıklarında nispeten aynı oranda mutluluk/mutsuzluk hissetmeye devam eden insanlar mutluluğun onları beklediğini, her an ortaya çıkabileceğine, hayatta nerede olurlarsa olsunlar, süper harika muhteşem derecede mutlu olmak için yapmaları gereken son bir şey daha olduğuna inanırlar.

Bunun sebebi de ideal benliğimizin bizden hep bir adım önde olmasıdır. Müzisyen olmayı hayal ederiz ve müzisyen olduğumuzda hayal ettiğimiz şey film müziği yazmak olur. Film müziği yazdığımızda ise hayalimiz senaryo yazmaya doğru evrilir. Önemli olan bu başarıların hepsini elde etmek değil, günbegün, aydan aya, yıldan yıla sürekli onlara doğru ilerliyor olmaktır. Bu başarı düzlemleri gelip geçicidir, biz ise hayatımız boyunca ideal benliğimizin peşinden gideriz.

Bunu gözönünde bulundurduğumuzda, mutluluğu bulmak konusunda verilebilecek en iyi tavsiye aslında aynı zamanda en basit olanı: Kim olmak istediğinizi hayal edin ve ona ulaşmak içinçabalayın. Büyük hayaller kurun ve hayalleriniz için bir şeyler yapın. Ne olursa olsun. Yalnızca hareket etmek bile tüm bu süreç hakkında fikrinizi değiştirecek ve size ilerisi için ışık tutacaktır.

Hayalini kurduğunuz sonucu düşünmekten vazgeçin – sonuç gerekli değil. Hayal etmek sadece sizin yola çıkmanızı sağlayan bir araç. Gerçekleşip gerçekleşmemeleriönemli değil. Yaşayın. Sadece yaşayın. Mutlu olmaya çalışmaktan vazgeçin, mutlu olun. (Son)

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

 

 

İyi Maaş 40 Yaşında Alınır

0

40 yaşında ne kazanıyor olursanız olun muhtemelen kazanabileceğiniz en üst noktada kazanıyorsunuzdur. Bunu söyleyen PayScale analiz direktörü AI Lee. Verilerin çoğu bir okuldan mezun olmuş çalışan kişilerin kariyer eğrilerine dayanıyor. Buna göre 20′ li yaşlarda eğriler oldukça dik şekilde çıkıyor. 30′ lu yaşlarda maaş eğrisi düzleşmeye başlıyor. Sonra enflasyon oranında zamlar alınmaya başlıyor. Yani ilerleyen yaşlarda zam aldığınızda yükselen bir maaşa değil sadece alım gücünü bir miktar koruyabilen bir maaşa sahip oluyorsunuz.

Bilgiler ve gerçekler acımasız. Ancak bilirseniz tedbir alarak yapacak bir şeyleriniz olabilir.

1.Erkeklerin Seçtiği İşlere Yoğunlaşmak Lazım
38 yaşında eğitimli bir kadın ortalama net 60 bin TL Erkek ise net 80 bin TL kazanabilir. PayScale şirketine göre fark eşit işe eşit ücret mantığından işlememesinden kaynaklanmıyor. Gerçek şu ki kadınlar daha düşük ücretli işleri tercih ediyorlar. Kadınlar çocuklardan dolayı iş gücünün dışında kalıyorlar. Yani erkeklerin seçtiği kariyer yolları aslında daha çok ücret alınabilecek işleri işaret ediyor. Bu durum sadece iş kolu ile ilgili değil, nüfuz sahibi olmakla da ilgili. Destek rolleri yerine yönetim rollerine bağlı kalmak daha iyidir. İnsan kaynakları yerine tedarik zinciri üzerine çalışmak daha iyi bir gelecek sağlayabilir.

2.Güncel Öz Geçmiş Her Zaman Etkilidir
Eğer işin çok başındaysanız sorumlulukarınızdan daha ziyade başarılarınızı göstermeye odaklanın. Bu daha yüksek maaş artışı sağlayan daha yüksek bir gruba dahil olduğunuzu gösterir. Öz geçmiş, eğer bir uzunca süredir çalışıyorsanız 15 seneden önceki iş hayatınızı göstermemelidir. Okul mezuniyetlerinizi dahi göstermeniz gerekmez. İşler çok hızlı değişiyor, bu nedenle 20 sene önce aldığınız diplomlar pek bir etki yaratmaz. Yaş ayrımcılığından dolayı da 15 yılı aşkın bir tecrübe bir miktar negatif etki yaratabilir.

3.Hukuk İyi Bir Kariyer Olabilir.
Kanunlar çok yavaş değişir. Özellikle prosedürel kanunlar. PawScale 20 yıllık iş hayatından sonra gelir artışı olabilen tek meslek neredeyse avukatlık diyor.

4.İhtisas Yapmak
30′ lu yaşlarda bir konuda uzmanlaşmış olmak gerekir. Eğer uzmanlığınız yok ise bir sonraki maaş bandına atlamak oldukça zor olabilir. 25 yaşında neler yaptığınız hakkında bir fikriniz yok ise umutsuzluğa kapılmayın, ilerleyen yıllarda bunları çözdüğünüzde gene maaşınızı arttırabileceğiniz bir kulvarda olabilirsiniz. Önünüzde maaş düşüsüne geçmeden önce 15 seneniz olacaktır, iyi değerlendirin.

5.Gelirinizin Artmayacağını Düşünerek Ev Alın
İlk evi alma yaşı 30-35 lar civarıdır. En çok maaş artışı 20 – 30 yaş arasında oluyor. 40 yaşından sonra da geliriniz gerçek anlamada artmayacağına göre, maaşınızın sabit olduğunu varsayarak bir ev alın.

6.Limitlerinizi Devamlı Gözden Geçirin
İnsanlar eninde sonunda en tepede olacak kişinin kendileri olmadığını anlıyorlar. 100 kişiden bir kişi direktör oluyor, 50 direktörden 1 kişi genel müdür oluyor. AI buna huni efekti diyor. İnsanlar bunun fark ettiklerinde para ile zamanı takas etmeye başlıyorlar. Giderek küçülen zam oranlarını farkediyorlar, bu küçük zamlarla elde edecekleri gelirle, sahip oldukları zamanla bir şeyler yapamayacaklarını anlıyorlar.

7.Bakımları İhmal Etmeyin
40′ lı yaşlarında insanların bir sürü meşguliyeti olur. Yaşlanan ebeveynler, çocuklar, eş-dost toplantılar vs. Bunlarla hep 40′ lı yaşlarda uğraşılır. Bu zamanlarda deli gibi para kazanmaya çabalamak pek de iyi olmayabilir. Çalışarak kendinizi öldürmek yerine bakım moduna geçin. Hem kendinize hem çevrenizdekilere ilgi gösterin.

En yaygın ancak en az konuşulan konu, belirlik bir prestij ve maaş seviyesine geldikten sonra, daha az çabayla aynı durumda nasıl kalınabileceğidir. Bir çok insan için mantıklı bir stratejidir. Bu nedenle kariyer basamaklarında bu durumun denemelerini yapın. İlerleyen yaşlarda ciddi verimlilik yaratmak için bol pratik yapmış olmak gerekir.

Geçmişte aldığınız iş ahlakı, iş etiği gibi eğitimler belki de ihityacınız olan eğitimler değildi ?!?!

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Kadınların Hayatları İçin Bir Rehber

0

Arabayla giderken tanıdığım insanlarla ilgili argümanlar aklıma gelir. Özellikle akıllı olduğumu hatta kadınların hayatları için bir rehber yazacak kadar zeki olduğumu kavrayamamış olanları düşünürüm. Ne kadar yanlış yönlendirilmiş olduklarını göstermek için onlarla monologlara girerim.

Bir gün arabayla uzun yol yaparken bir kadının yetişkin olduğu zamanlarda neler yapması gerektiğini kesinlikle biliyormuşum gibi hissettim. İnsanların çoğu bunu söyleyemez ve mütevazi davranır. Ancak ben 10 yıl da iş hayatında bulunmuş bir kadın olarak insanlara kariyerlerini nasıl yönlendirebileceklerini söyleyebilirim. Ayrıca 45 yaşına gelmiş bir kadın olarak da kadınlara yetişkinlik yaşlarını nasıl geçirebileceklerini söylemeye hazırım. Net olan şu ki bir çok hata yaptım. Eğer birazdan okuyacaklarınız gibi bir “Kadın Hayatı İçin Klavuz” kitapçığım olsaydı yapmış olduğum hataları yapmazdım. Klavuz 18 yaşında başlar ve 40′ lı yaşlara kadar gider.

1. Daha Az Ev Ödevi Yapın
Kadınlar okulda erkeklerden daha başarılıdır. Ancak bu başarı kadının hayattaki başarı durumunu yansıtmaz. Ancak erkeklerde durum öyle değildir. Örneğin bir erkeğin sporla ilgilenmesi iyi bir araba yarışçısı olacağını gösterebilir. Ya da video oyuncusu. İkisi de insan için esas olan işbirlikçi ve yarışçı olma yeteneğinin sonucudur. Erkeklerin aldıkları kötü notlar kadar kötü not alabilirsiniz. En çalışkan olmak zorında değilsiniz.
2. Estetik Ameliyat Kariyer Yapmaya Yardım Eder
Yeni yüzyılda kariyer araçlarının olmazsa olmazı estetik ameliyatlardır. Ne kadar çok para kazanırsanız mentorluk almak için o kadar çok fırsatınız olur. Ayrıca, tabii ki daha fazla paraya sahip olmanın başka bir yolu ( zengin erkek ) için daha geniş bir yelpazeye sahip olursunuz.
3. İşletme Bölümü Okumak Mantıklıdır
Herkes kaliteli bir okulda iyi bir bölümde okumayı sonrasında da adı sanı bilinen iyi bir okulda yüksek lisans yapmayı ister. Ancak iyi bir MBA çok çok maliyetlidir. Kadınların hemen öğrenmesi gerek şudur ki çoçuk sahibi olduktan sonra MBA programına gitmek pek bir fayda sağlamaz. O nedenle bu işi erkenden halletmeleri gerekir ki bazı anahtar yetenekleri kazansınlar. Mesela giriş seviyesi işleri atlamanızı sağlar, çocuktan sonra bir miktar tecrübeniz olduğu için de işe daha kolay geri dönersiniz.

En iyisi ise iyi bir evlilik yapabilme olasılığınızdır. Erkekler akıllı kadınlar isterler ancak kendilerinden daha iyi olmalarını istemezler ( Bilimsel bir veri yok ancak gözlemler bu şekilde ). Yüksek lisans yapmış olmak zekanız hakkında bir fikir verir. Ancak buralarda okurken para kazanamazsınız. Bunun yanında ise en az sizin kadar zeki erkekler tarafından çevrili olursunuz ( Bu arada yüksek lisans yaparak gerçekten bir şeyler öğrenmeyi düşünmenin aptallık olduğunu hala savunuyorum ) .

4. Erkenden Koca Arama İşine Girin
Eğer çocuk istiyorsanız 35 yaşınıza gelmeden bu işi halletmiş olmalısınız. Yumurtalarınızın performansı her geçen gün düşer. Yani 30 yaşında çocuk işine başlayacaksınız, 28 yaşında koca adayını bulmuş olacaksınız.

Çok erken yaşta evlilik boşanma olasılığını yükseltir ancak 25′ li yaşlarda istatistiğin güvenli tarafındasınızdır. Neden erken evlenmeyesiniz ki bu durumda ? Bazı durumlarda 24 yaşından sonra bile koca arayışına girilebilir.

5. Doğum İzni Almalısınız
Doğum izni politik olarak oldukça karmaşık bir konu. Ancak bu sizin hakkınız sonuçta. Kesinlikle kullanın. Tüm doğum izinlerinizi kullanın, dönüş sonrasında kovulmanız çok düşük ihtimalli olur.

Hamile kalmadan bir sene evvel, yasal olarak doğum izni vermek zorunda olan bir firmaya girmeye çalışın. Doğum iznini KESİNLİKLE almalısınız diyemiyorum, zira elinizde bir şey yoksa, izin alıp-almama diye bir karar olamaz. Doğum ve sonrasında da geri dönmek isteyeceğiniz, bütün işlerini gözü kapalı şekilde yaptığınız bir şirkette konumlandırın kendinizi. Çünkü yeni doğmuş bir bebeğe bakan tam zamanlı çalışan biri olarak bütün işleri gözleriniz kapalı olarak yapacaksınız.

Şimdi söyleyeceklerim feminizm açısından pek de iyi değil bunun farkındayım. Kocanız bir yıllık izin almadığı sürece enerjinizin çoğunu işinize değil çocuklarınıza vereceksiniz demektir. Bütün doğum izinlerini alın.

6. Evliliğinizi En İyi Şekilde Koruyun
Eğitimli kadınlar diğerlerine oranla %25 daha az boşanır. Boşanmak bir çok kadın için kabul edilemez bir sosyal statüdür. Çocuklar için ise kalıcı bir yıkımdır. Ebeveynlerin hayatını daha iyi hale getirdiği ise doğrudur. Çocuklar boşanmaya giden süreci pek farketmezler. Çocuklar onlara ilgi gösterip göstermediğinizi fark ederler. Boşanma sürecinde ilk önce bu ilgi yok olur. Eğer çocuğunuz var ise evililiğinizi ebevyn olarak kalabilmek için devam ettirmelisiniz. Bu, kadınların kendilerine sıkılan kurşunlardan kurtulmaları ve evliliklerini yönetmeleri gerektiği anlamına gelir. Evde olan eşler, evliliği birlikte çok daha efektif şekilde kontrol edebilir. Evet, popüler, iyi ve adil bir durum değil. Ancak ailede boşanabileceğinizi ve çocuklarınızın hayatını mahvedebileceğinizi göstererek bir savaş çıkartmaya ihtiyacınız yok. Bir miktar sabır göstererek ve idare etmesini bilerek çocuklarınızın iki ebeveynle birlikte büyümelerini sağlayabilirsiniz.
7. Nasıl Tasarruf Edileceğini Keşfedin
Tasarruf etmek pek de eğlenceli değildir. Minimalizm veya yavaş yaşam gibi daha trend şekilde isimlendirilebilir. Eğer mali sorunlar başınıza dert olduysa hayatınızı yönetmezsiniz. Yani büyük bir ev, iyi bir tatil, güzel bir araba yok demektir. Bütün bunlara sahip olmak için hayatınızı tümüyle kontrol etmelisiniz. Masraflarınızı, kazançlarınızın altında tutabildiğiniz takdirde, daha fazla kariyer esnekliğe, daha fazla zaman esnekliğe ve daha fazla kişisel esnekliğe sahip olabilirsiniz. Böyle bir senaryoda kocanızla para konusunda tartışmamanız gerekir ( aile ilişkileri, duygusal problemler gibi daha popüler başlıklar için kavga edebilirsiniz ) . Eğer isterseniz evde çocuklarla olabilirsiniz. Eğer istemiyorsanız dürüst olun ve bunu istemediğinizi söyleyin. Paraya ihtiyacımız olduğu için bütün gün çocuklarla birlikte olamıyorum gibi büyük bir yalan söylemeyin.
8. Birisiyle Start-Up Şirketi Kurabilirsiniz
Eğer kendi işinizi kurarsanız hayatınız üzerinde büyük bir kontrol gücüne sahip olursunuz. Yatırım alan bir firma sahip olmak oldukça iyidir çünkü finansal riskleri yatırımcılar alır ve para kazanmasanız bile güzel bir geliriniz olabilir.

20′ lerindeki akıllı kadınlar koca için bakınırlarken start-up şirket kurma işlerini akıllarına getirmezler. Çocuk sahibi 30′ larındaki kadınlar nasıl daha az çalışabileceklerini bulmaya çalışırlar. Erkekler işe daha çok odaklanırlar. Kadınlarla erkekler arasındaki maaş farkı aslında buradan gelir : Kadınlar işlerine ve ailelerine odaklanırken erkekler sadece işlerine odaklanırlar. Yargılamada bulunmayın, sadece iş yapabileceğiniz erkek bir ortak bulun. Ancak erkekler kadınlarla iş yapmayı pek istemezler ancak gene de denemelerde bulunmalısınız.

9. İş Kuracak Bir Adam Bulamazsanız LifeStyle Tarzı İş Kurun
LifeStyle Yaşam Tarzı demektir. Mevcut dünyadaki yararlanabileceğiniz ve sizi tanımlayan yemek, giyim, müzik, gazete, telefon modeli, tatil tercihi gibi olguların tümünü kapsar.Bu konularda yazı yazılabilir, blog açılabilir, danışmanlık yapabilir, Youtube’ da kanal açabilirsiniz. Bu tarz bir iş size düzenli gelir sağlayabilir. Cüzdanı kabarık bir yatırımcınız olmadığından kişisel riskler almanız anlamına gelir. LifeStyle işi bir çok çocuklu kadını çeker. Pew araştırma şirketine göre, çocuklu kadınların %80′ i yarı zamanlı çalışmayı, hiç çalışmamaya veya tam zamanlı çalışmaya tercih ediyor. Yarı zamanlı işlerin olanakları ne kadar iyi o da farklı bir konu. Yani LifeStyle işi iyi bir seçenek olabilir.
10. Çocuklar İçin Evde Eğitim Yapın
Açıktır ki devlet okullarına giden çocuklar için dünya pek de nazik bir ortam olmayacak. “Öğrenmek” eğer çocuklara yönelik sistemlerle ve araçlarla yapılıyorsa yararlıdır ve iyidir. Devlet okullarının ise artık böyle yapmadığını biliyoruz. İyi bir özel okulun 40 bin TL civarı olduğu da bir gerçek. Yeni nesil içinden evde iyi bir eğitim alanlar dünyayı yönetecek. Bütün öğretme işini kendiniz yapmasanız da olur, birilerini tutabilirsiniz. Ana fikir çocukların herkesin bildiği işe yaramaz eğitim sistemlerinden daha az zarar görmelerini sağlamak.

11. Ev İşleri İçin Yardımcı Tutmak Mantıklı mı Diye Düşünmeyin !
Hem hayatı devam ettirmek hem de çocuklarla ilgilenmek gerçekten zor. Erkekler için öyle değil tabi ki. Araştırmalar erkeklerin çocuk sahibi olmalarının kazanma isteklerini arttırdığını gösteriyor. Yardımcı tutmak için para harcarsanız kendiniz için daha çok enerjiniz kalır. Hayat ile daha fazla ilgilenebilirsiniz.

12. 40 Yaşından Sonra Kalıplarınızı Kırın
Kadınlar yaşlandıkça mutsuzlaşırlar. Yukarda yazdıklarımdan hoşlanmamış olabilirsiniz. Kadınlığın trajik mutsuzluğunu değiştirmek için kadınlara hayatlarını nasıl yürütecekleri konusunda verilen tavsiyeleri büyük ölçüde değiştirmeliyiz. Dürüstçe 40′ larındaki kadınlarla ilgili haberlerin çoğunun mutsuzlukla ilgili olduğunu söyleyebiliriz.

İyi haber şu ki 20′ li 30′ lu yaşlarıdaki kadınlar kendilerinden önceki kadınlardan farklı yaşayarak ilerdeki hayatlarında mutlu olabilme fırsatını yakalabilecekleridir.

Ve bu makaleyi okuyan 40′ larında birisi iseniz, şimdiye kadar edindiğiniz aklınıza gelebilecek bütün tecrübelerinizi ve yeteneklerinizi hayatın her noktasında kullanmayı deneyerek kendinizi teselli edebilirsiniz.

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

GOOGLE Maps İle Gezegenleri Ve Ayları Da Gezebilirsiniz

0

Google Maps, uzay meraklıları için heyecan verici bir ek olan Google Space Maps’ i kullanıma sundu.

Google komşumuz olan gezegenler için harita servisini açtı.

Harita servisi Ay, Merkür, Venüs, Pluto, Uluslararası Uzay İstasyonu, Satürn yörüngesindeki buz kütleleri ve Jüpiter gezegenini etiketlenmiş halde gösteriyor.

“Cassini uzay aracı yolculuğu sırasında 500 bin fotoğrafı dünyaya gönderdi. Bilim adamları uzaklardan gelen bu şimdiye kadar görülmemiş derecede ayrıntılı fotoğrafları yeniden düzenlendi. Artık Google Maps ile bu yerleri de bilgisayarınızdan ziyaret edilebilirsiniz. “ diyor Google.

Haritalar mükemmel değil. Ancak heyecan vericiler.

“Bazı krater ve aylar yanlış isimlendirilmiş görünüyor. Bazı yerlerde 180 derecelik kaymalar mevcut” diyor Planetary Society’s (Gezegen Topluşuğu ) den Emily Lakdawalla .

Örneğin hatalardan birisi Satürn uydusu Mimas ile ilgili. Ayın yüzeyindeki Herschel krateri yüzünden büyük bir Ölü Yıldız varmış gibi görünüyor. Ayrıca kraterin gerçek yeri yerine dünyaya göre tam ters tararfta etiketlenmiş.

Gezegen Topluluğu konularla ilgili olarak Google ile görüştüklerini söyledi. Ancak düzeltmeler henüz yapılmamış görünüyor.

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

63 Çocuk Grip Nedeniyle Öldü. Sadece 13’ü Aşılıydı

0

2018 yılında gripten ölen çocukların 4’te 3’ü aşılanmamıştı. Bilgi Amerikalı doktrolardan geliyor. 63 çocuk grip virüsü tarafından öldürüldü. Sadece 13 tanesi aşılıydı.

“Aşılanmak, emniyet kemeri takmak gibidir” ana fikirli bildiri Amerika’ nın en üst seviye sağlık kuruluşları tarafından yayınlandı. Yeni gelen araştırma sonuçlarına göre 2018 grip virüsü aşılarının koruma oranı %36 .

Sağlık kuruluşları, aşılar hakkında çıkan asılsız tehlikeler nedeniyle anne-babaların kendilerini veya çocuklarını aşılatmayabilecekleri konusundaki endişleri üzerine herhangi bir açıklamada bulunmuyor. Ancak grip virüsü aşısından korkulmaması gerektiğini söylüyorlar.

Bu kış mevsiminde, havada olan tek şeyin aşk olduğundan emin olun. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı burunuzu mendil ile kapatın ki çevrenizdekileri hastalıklardan koruyabilin.

Sağlık çalışanları gibi Amerikan Başkanı da grip aşısı olmakta.

Çeşitli seviyelerdeki çalışanlardan gelen raporlara göre, geçmiş senelerde yaşanan ciddi grip salgını vakalarının nedeni olan H1N1 virüsü hala çevrede dolanıyor. Grip salgının olması için grip virüsünün yeni bir mutasyona uğrayarak değişmesi gerekiyor. Bu yıl tüm virüs türleri biliniyordu. Hatta olası virüs değişimleri de tahmin edilmişti. Ancak H3N2 “Hong Kong” gribi bu senenin baskın türü oldu. Aşılarda kullanılan tüm virüslerden çok daha fazla mutasyona uğrayarak aşıları daha az etkili hale getirdi ve öldürücü duruma geldi.

Amerika’ da grip virüsü aşısı %36 koruma sağlamasına rağmen H3N2 “Hong Kong” grip virüsüne karşı sadece %26 kadar etkili olabildi. H1N1 virüsüne karşı ise %60 koruma sağladı.

Aşılanma süresi geçmiş olsa da aşı yaptırmayanlara hala aşı olmaları tavsiye ediliyor.

Aşılar gribi durduramaz, vücudun virüse karşı olan bağışıklık tepkisini güçlendirir ve etkisini hafifletir. Semptomların şiddetlenerek hastaneye kaldırılmanızı engeller ve en kötü ihitmalle ölümden kaçınmanıza yardımcı olur.

“Bu grip sezonu son derece zorlu ve yoğun olarak devam ediyor. Grip aktivetesi bir süre daha devam edecek. Aşı olmak için geç değil.” diyor Amerika CDC Direkötürü Anne Schuchat.

CDC : Centers of Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Çocuk Sahibi Olmak İstemiyorum ! TAMAAM MII !?

0

“Çocuk istemiyorum ! Tamam mı !? ” cümlesini kızgın bir gençten duyduğunuzu düşünün.

Çocuk sahibi olmak rasyonel değildir. Hatta oldukça mantıksızdır. Çocuklar bizi daha mutlu etmezler. Evliliğin ilk yıllarındaki sükunetli ve rahat zamanları maf ederler. Ve bakımları oldukça maliyetlidir. 20′ li yaşlarında olan insanların neredeyse hepsi çocuk istemediğini söylüyor. Bunların %97′ si zaten aklı bir karış havada hayallerle yaşıyor.

Çocuk sahibi olmayı dürtüleyen iç güdülerin etkisi yadsınamaz. Sonuçta ise bu dürtüler çok çocuk yapmaya değil çok sex yapmaya neden oluyor. 20′ li yaşlarında çocuk istemeyenler 30′ larında çocuk istemeye mi başlıyorlar ?

Başlıklar halinde fikirleri dökelim :

Hayatta iki seçenek var. Ya kariyer ya aile.

Hayranı olduğunuz bir çok insani gözlemleyebilirsiniz. Hepsi aile ya da iş arasında bir seçim yapmıştır. Ailesini ilk sıraya koyan hiç kimsenin harika bir kariyer hikayesi yoktur. İyi bir kariyer aşırı odaklanmayı ve özveriyi gerektirir. Odaklanmış tek kişilik hayat sizi tek kişilik bir hayatla sarmalar. Seçtikleri kariyer yolunda manyakça bir performansla çalışırken geri kalan her şeyi dışarda bırakırlar ve her şeyin de dışında da kalırlar.

Çalışmayı seven birisi 26 yaşındadır. Çünkü çalışmayı seven 26 yaşındaki birisi, 21 yaşından beri odaklandığı şeyler için çalışan yalnız birisidir. 26 yaşındaysanız çok uğraş ve gayret isteyen hedefler için hırslı değilseniz çok iyi bir kariyeriniz olmayacak demektir. Çünkü harika kariyerler kendizi tam anlamıyla verdiğinizde yapılabilir.

Hayatın içindeki diğer herşey gibi : Ne ekersen onu biçersin.

Hayattan istedikleriniz çok zaman almaz.

Günlerini ne yaparak geçiriyor diye gözlemlemek için 40′ lı yaşlardaki insanlara bakabilirsiniz, ya da 50′ lerinde olanları. Muhtemelen aileleriyle ilgileniyorlardır. Peki siz ne yapmayı düşünüyorsunuz, eğer çocuklarınız olmayacaksa !?

Kitap mı yazacaksınız ? Günde bir saatinizi alır. Yoga mı yapacaksınız ? Günde bir saatinizi alır . Yolculuk mu yapacaksınız ? Ne için yolculuk yapacaksınız, 80′ nize gelmek için mi ? Bir noktada yolculuk yapamacak halde bir evsize dönüşürsünüz.

Bütün bunlar “ Herkesin hayatı, içinde bir şey olmasına ihtiyaç duyar” demek için yeterlidir. Kariyersiz veya ailesiz bir hayat içinde günler çok çok uzun gelir. Diğer taraftan harika bir kariyer ya da çocuklar günlerinizi geçirmenizi kolaylaştırır.

Bundan dolayı 26 yaşında çocuk istemediğini onun yerine daha anlamlı ve büyük şeyler yapacağını söyleyen kadınları insanlar ciddiye almazlar. Bu kadınların asıl söyledikleri çocuk yapmadan önce harika bir kariyer yapmayı düşündükleridir. Dünyaya bakarsanız böyle düşünenler ve gerçekleştirebilenler yalnızca %5 dir. Bunun yanında 4 yıl harika bir kariyer için yeterince uzun değildir. Bundan dolayı 4 yıl sonra çocuklara odaklanmak için kariyer yapmaya ara vermek gerekir.

Gerçekçi olmak lazım. Hayatınızda harika şeylerin olmasını beklerken çocuk işini bir kenara bıraktıkça, çocuk sahibi olma şansınızı, zamanla, normalden daha fazla azaltmaya başlarsınız.

Çocuk sahibi olmak yada olmamak yanlış bir seçim yaklaşımıdır.

Bilimin söylediği çocuk sahibi olmak istiyorsanız denemeye 27 yaşında başlamanız gerektiğidir. Acı bir gerçek malesef. Ve malesef bu gerçek geriye pek fazla seçenek bırakmıyor.

Kadınların biyolojik saatleri var. Her geçen saniyeyle beraber bebek sahibi olma şanslarını yitiriyorlar. Çocuk sahibi olan herkesin söylediği çocuklarını dünyadaki herşeyden çok daha fazla sevdiğidir. Hayatınızın ilk çeyreğinde bunu söylemeniz oldukça zordur.

Yapmazsanız ne olur ? Sizi çocuk sahibi yapmaktan alıkoyan şey aklınıza ve tutkuluranıza uygun birisini bulamamış olmanızdır. Oldukça yerinde bir tespit değil mi !?

Aşağıdaki Tumblr yazısı da durumu özetliyor. Bu sadece bedavaya işçilik veya bakıcılık yapmak değil, düşük performansda olsanız da hayatınızı bir yola sokmakla ilgili.

“Başkalarına bakan kadınlar, vaz geçtiklerine oranla çok daha az karşılık görüyor. Çünkü erkeklere oranla ücretli işlere çok daha az zaman ayırıyorlar. Sosyal sigorta ise ücretli işler üzerinden hesaplanıyor ! Üreme faaliyetlerinin devalüasyonundan dolayı, ileri yaştaki kadınlar neredeyse her yerde erkeklerden daha az kaynağa, aile desteğine, parasal gelirlere, gerekli varlıklara sahip oluyor. ( Her ülkede hemen hemen aynı olan kural ) Türkiye’ de emeklilik ve sosyal güvence ödenen primler ve yaş üzerinden hesaplanıyor, yoksul veya düşük gelirli en büyük grubu kadınlar oluşturuyor, çünkü çoğu kadın yıllarını ücretli iş gücü olmanın dışında iş olarak tanınmayan faaliyetlerde harcıyor.”

İş gücü, kadın-erkek, sosyal güvenlik, emeklilik gibi konular yakın gelecekte değişecek gibi görünmüyor. Ancak doğurganlık durumu her gün değişiyor. Ve çanlar yaşı ilerleyen kadınlar için çalıyor.

Yetkin insanlar başarılı çocuklarının olmasını hedefler.

Çocuk istemediğini söyleyen yüzlerce kadın var.
Çocuk istemeyen kadınlar 40′ larına yaklaşınca çocuk yapar genelde.
Kötü bir çocukluk geçirmemiş 40 yaşında çocuksuz bir kadına rastlamak zordur. İyi bir çocukluğu olan kadınlar çocuk yapar yani.

Hayatında iyi bir ebevyn rol modeli olmayan insanların iyi bir ebevyn olabileceklerine inanmak biraz zordur. Daha da kötüsü ebevynlerin çocuklarının gençliklerini mahfetmesinden sonra yetişkinliklerini de mahfetmeleri.

Çocuk bakımı kariyer yapan birisinin önünde engel teşkil edebilir, bu istenmeyen bir durumdur. Herkes için geçerlidir ki çocuk sahibi olmayı düşünmüyorsanız ve iyi bir kariyeriniz yoksa kendinize karşı dürüst değilsiniz demektir.

Bu ağır gerçekler hem kadınlar hem erkekler için geçerli. Erkekler iyi bir kariyer peşinde uzun bir süre hayal kurup çalışabilir. Kadınlar gerçeklerle biyolojik saat nedeniyle daha kısa sürede karşılaşır. Hayat çocuklarla veya kariyerle sürer. Bunun dışında başka seçenek yok. Hayatınızı bu çok değerli iki meşguliyetiniz arasında denge kurmak için harcayabilirsiniz. Ancak çok değerli iki şeye sahip olmak için hayatınızı harcarken bunlara sahip olamama riskine girmeyin.

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Maaş Pazarlığında Görüşmeciyle Taktik Senaryolar

0

İnternet sitelerinde iş görüşmeleri hakkında bir çok tavsiye bulunur. Hikayeni anlat, sorularını sor, yakın bir ilişki kurmaya çalış ekseninde döner genelde bu tavsiyeler. Fakat hatırlanması gereken tek önemli kural şudur : Konu maaş konuşmaya geldiğinde, rakamı ilk söyleyen kişi siz olmayın !

Size isteğim maaşı söylemiyorumun bir versiyonu olan “Sizin maaş aralığınız nedir ? “ sorusu aslında iyi bir cevaptır.

Rakamı ilk teleaffuz eden kişi pazarlığın sınırlarını belirlen kişi olur. Ancak bu eğer siz iseniz pazarlığı kaybettiniz demektir. Eğer limitlerin üstünde bir rakam telaffuz ederseniz İK sizin yüksek bir maaş istediğinizi söyler. Limitlerin altında rakam söylerseniz İK size hiç bir şey söylemez. Yani her halükarda rakamı ilk söyleyesenseniz kaybeden de siz olursunuz.

İK’ nın maaş aralığını söylemesini istersiniz, çünkü böylece sınırın en üst seviyesine odaklanabilirsiniz. Fakat rakamları bilmiyorsanız en üst noktaya ulaşamazsınız.

Eğer odada maaş görüşmesinde uzman iki kişi karşı karşıya gelirse, iş görüşmesi kimin önce rakam söyleyeceğinin izlendiği bir oyuna dönüşür. Neyse ki şirket rakam olmadan bir iş teklifinde bulunamaz. Kartlar sizin istediğiniz gibi dağıtılmış durumda, bu durumu olabildiğince uzun süre korumaya çalışmalısınız.

Görüşme sırasında oluşabilecek senaryolar için bazı örnekleri hazırladık. Maaş sorusunu ne kadar çok savuşturabilirseniz rakamı söyleyen ilk kişi olma riskini o kadar az almış olursunuz. İşe çok ihtiyacınız olsa bile bu taktik kesin işe yarar.

SORU : Maaş bekletiniz hangi aralıktadır ?
CEVAP : Öncelikle işin gereksinimlerini ve beklentilerinizi konuşalım böylece daha uygun bir rakam söyleyebilirim. “ Yumşak bir soruya yumşak bir şekilde cevap verilir.”

S : En son işinizde ne yaptınız ?
C : Bu pozisyon son işimle aynı paralellikte değil. O nedenle bu işte alacağım sorumlulukları ve adil maaş rakamlarını konuşsak daha iyi olabilir. “Sorumluluk ve adil kelimeleri üzerine tartışmak oldukça zordur, bundan dolayı saygı kazanırsınız. “

S : Maaş açısından beklentilerinizi nasıl tanımlarsınız ?
C : Ben kendime uygun olan en iyi işi arıyorum. Eminim ki diğer firmalarla aynı seviyelerde maaşlar teklif ediyorsunuzdur. “ Diğer bir deyişle kendime saygılıyım, bu şirket de bana saygı duyacaktır”

S : Size bir teklif sunabilmem için beklentinizi bilmem gerekiyor, bir aralık söyleyebilir misiniz ?
C : Bana bu pozisyon için bütçelediğiniz rakamlara göre bir fiyat söylerseniz memnun olurum, oradan ilerleyebiliriz. “ Bu oldukça doğrudan bir yanıttır, “Memnun” gibi bir kelime kullanmak görüşmeciyi iyi yönde etkiler. “

S : Neden istediğiniz maaş rakamını söylemek istemiyorsunuz ?
C : Eminim ki bu pozisyonun şirketiniz için ne kadar değerli olduğu konusunda fikriniz vardır, bu benim için de oldukça önemli bir bilgi. “Yeterince dans ettiler, ilk rakamı söylemeniz için son bir girişimde de bulundular. Size düşen çizginizi burada tutmak. Kazanan siz olacaksınız.”

Yukardaki gidişatı az-çok aklınızda canlandırabilirsiniz. Sorulara verdiğiniz cevaplardan dolayı iğrenç ve inatçı olduğunuzu düşünüyorsanız, soruyu birden fazla kez soranın kendiniz olduğunu ve nasıl hissedeceğinizi düşünün. Görüşmeci görüşme sırasında size pas atıyor eğer karşılayamazsanız zavallı olarak görünürsünüz. Ve mülakatçı muhtemelen zavallı birisini aramıyordur.

Pozisyonunuzu koruyun, şunu anlayın ki görüşmeci de sizin kadar ısrarcı olacaktır.

Görüşmecinin hareketlerini ayna gibi yansıtmanızın yüksek olasılıkla işi almanızı sağlayacağını bilmeniz sizi cesaretlendirmeli. Hareketler ses tonu, heyecan seviyesi veya beden dilini kapsıyor olabilir. Ancak müzakereyi kazanmak için sizi zorlayan soruları yansıtmanın da iyi bir taktik olmadığını kimse söyleyemez. Deneyin, çok daha kazançlı ve başarılı olabilirsiniz.

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Kadınlar Ve İş Hayatı Hakkında 7 Madde

0

Hayatını yazı yazarak kazanan insanlara genelde verilen ilk tavsiye kadınlar ve iş hayatı hakkında yazmamasıdır. Bu yazarlar tabi bir de kadınsalar kariyerlerinin ne kadarına kendilerini dahil etmeleri gerektiğinden bir türlü emin olamazlar. Gerçekten de ne zaman kadınlarla ilgili bir yazı yazsalar ya yazıları silinir ya da işi kaybederler. Dolayısıyla isteseler de istemeseler de ekonomi ile ilgili yazı yazmaya başlarlar çünkü en çok parayı bu bölüm kazandırır. Hala ekonomi yazılarının içine kadınlarla ilgili yorumlar eklerlerse tabii ki yine kovulurlar. Bu durum kitap yazarları için de geçerlidir. Yani okur kitlesinin sadece yarısının erkek diğer yarısının ise kadın olduğunu ispatlamak için somut verilerle editörlerini ikna etmek zorundadırlar. Aksi halde kadınlarla ilgili yazmalarına yine izin verilmez.

Peki bir yazarın canı ne isterse yazdığı yer neresi olabilir? Tabii ki kendi bloğu. Blok yazılarında kadın veya tabu olan konularla ile ilgili istediği kadar yazı yazabilir. Hatta kadınsal meseleleri yazdıkça erkeklerin de gelip yazılarını okunduğunu fark edecektir.

Bu yazının içeriği de aslında profesyonel bir yazar için ölümcül olabilir. Malum ne kadar kadın içerikli bir yazı yazarsanız o kadar kariyeriniz tehlikeye girer. Peki kadınlar ve iş hayatı üzerine yapılmış tonlarca araştırma varken korkup yazmamazlık etmek olur mu ? Tabi ki HAYIR !

Kadınlar ve İş Hayatı Üzerine Yapılan Araştırma Sonuçlarından 7 tanesi şöyle :

1 – İş Hayatında Kadınlar Çok Mücadelecidirler.

Ama şu bir gerçektir ki mücadele kadınlar için psikolojik savaşın da ötesine geçer. Kadınlar iş hayatında ölüm-kalım meselerinde erkeklerden çok daha acımasız davranırlar. Bu araştırma Amerika Dış İşleri Bakanlığınından gelmektedir. Emekli olmuş Kolombiyalı bir Albay’ın Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri’ne (FARC) karşı yürüttüğü mücadeledeye dair deneyimlerini paylaştığı bir röportajda, aklı başında olan her askerin öncelikle kadınları vurması gerektiğini söyler. Çünkü albaya göre kadınlar “Kamakaze benzeri bir zihniyet”e sahiptirler ve bu onları son derece ölümcül düşmanlar haline getirir.

2 – Kadınlar Diğer Kadınların İlerlemelerine İzin Vermezler

İçgüdsel olarak bunun böyle olduğunu biliriz ama araştırmalar bunu içgüdü olmaktan çıkarıyor. Genç ve kadın olan insan kaynakları çalışanları, güzel genç kadınlarla görüşmeye karşı önyargılı olurlar. Bu durumu Ben-Gurion Üniversitesi’nden ekonomist Bradley Ruffle evrimsel olarak kadınların birbirleriyle yarışma gibi bir eğilim taşıdıklarını ifade ederek açıklamıştır.

Ayrıca Washington Üniversitesi’nde örgütsel davranış profesörü olan Michelle Duguid’e göre kadınlar bulundukları alanda her zaman tek kadın olmak isterler. Tek olmaları özel olduklarını hissettirir ve başka bir kadınla bu özel alanı paylaşmak istemezler.

3 – Amerikalı Kadınlar çocuk bakmaktansa temizlik yapmayı tercih ederler.

Amerika’da kadınlara yapılan tam zamanlı çalışma baskısı zayıf olma baskısından bile daha beterdir.

Kadınlar Çocuklarına Bakmak İçin Çalışma Hayatını Odunlara Bırakırlar. Ama anketler gösteriyor ki kadınlar yarı zamanlı çalışmaya bile razılar. Kadınlar evde durmak ve çocuklarına bakmak için doğmuştur gibi düşünenlerin haricindeki çoğu kadın çocuk bakmak için evde kalmayı son derece zor kabullenmektedir. Ekonomist dergisi yazarlarından Daniel Kahneman Thinking Fast and Slow adlı kitabında bu durumu şöyle ifade eder: Kadınlar evde çocuk bakmaktansa yerleri paspaslamayı tercih ederler.

4 – Hollandalı Kadınlar Yarı Zamanlı da Olsa Çalışırlar ve Herhangi Bir Güce Sahip Olup Olmamayı Umursamazlar.

ABD’de çalışan kadınların yüzde yetmiş beşi tam gün çalışır ve aslında bu durumdan Pew Research’e göre memnun değillerdir. Aslında içgüdülerini dinleseler çok daha mutlu olabilirler. Çünkü Hollandalı Kadınlar yarı zamanlı çalışıyorlar ve Jessica Olien’a göre daha mutlular. Çok az Hollandalı kadın tam zamanlı çalışır ve tam zamanlı çalışmak istediğini söyler.

Öyle görünüyor ki kadınların mutlu olmalarının en büyük engeli alt kademe mesleklerde çalışmak istememeleri. Bu durum tabii ki şaşırtıcı değil. Kadınlar her zaman en başarılı olan kendileri olsun isterler. Okul hayatına bakalım mesela: Erkekseniz yüksek öğrenime kabul edilmeniz daha yüksek bir olasılık olduğu için kadınlar işerini garantiye almak için her zaman notlarını erkeklerden daha yüksek tutarlar. Yüksek öğrenimden kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda mezun olurlar ve kadınlar 20’li yaşlarında erkeklerden çok daha fazla para kazanırlar. Kadınlar için başarılarla dolu bir hayat yaşayıp sonra bütün övgüleri bir kenara atmak hiç de kolay değildir.

5 – Kanadalı Kadınlar Yeni Bir Çocuk Sahibi Olduklarında Bir Yıl İşi Bırakmaları Gerektiği Konusunda Baskı Hissederler.

Eğer ABDli başarılı kadınlara çocuk sahibi olduklarında geleneksel olarak bir yıl işi bırakmaları dayatılsa ABD iş hayatının ne hale gelebileceğini hayal edebiliyor musunuz ? Kanada’da doğum izni devlet tarafından finanse edildiğinden kullanmamak için insanın aklından zorunun olması gerekir.

ABD’li kadınlara kültürel olarak neler dayatılıyor diye soracak olursak, iş yerinde en yüksek pozisyonda olma zorunluluğu denilebilir. Ama iş hayatında üstün başarıyı yakalamak çocuk sahibi bireyler için pek de kolay değildir.

6 – ABD’li Girişimci Anneler Zengin Kocaları Olanlardır.

Bir iş kurmanın en zor yanı çok uzun süren düzensiz çalışma saatleridir. Bu da çoğu kadının girişimci olmasını engeller.
Aslında kendi işini kurmak is hayatını kontrol altına almak için en iyi yoldur ve kazancın sayesinde ilgini çeken farklı girişimlerde de bulunabilirsin.

İnsanlar ortalama 39 yaşında ilk kez kendi işlerini kurarlar. Çocuklu olup da kendi girişimini yapan kadınlar ise sadece kocası zengin olanlardır. Neden? Çünkü diğer kadınlar çocuklarının başlarını sokabileceği bir ev almak için uğraşmak zorunda olduklarından riskli bir iş olan kendi işini kurma olayına giremezler. Tam zamanlı çocuk bakıcısı tutmaya gücü yetmeyen kadınlar da girişimci olamaz. Küçük çocukları olan kadınlar da maalesef girişimde bulunmak için gerekli parayı kazanabilecekleri büyük kariyerlere sahip olmazlar.

Eğer zengin kocanız yoksa ne yapmalısınız? Genç yaşta çocuk sahibi olun, onlar büyüyene kadar bekleyin ve daha sora girşiminizi gerçekleştirin.

7 – Çoğu Kadın Haklı Olmayı Önemsemez.

Daha çok beğenilmek isterler. Kadınların çoğu Myers Briggs puanlamasından sınıfta kalmışıtır. Bu da demek oluyor ki kadınlar düşüncelerden çok hislere göre davranırlar. Ama siz böyle olmak zorunda değilsiniz. Bazen haklı olmak, doğru olanı savunmak para kazanmakdan çok daha önemlidir. Sonuçta çok parası olan insanlar, kadın olsun erkek olsun, insani yönlerini biraz kaybederler.

Makaleler
Popüler

Gündemi
dünya

OKUNANLAR
çok

Recent Posts